Sen Kendinin Kim Olduğunu Biliyor musun?

İki arkadaş kendi aralarında maç muhabbetine girerler. Yarınki derbi için skor tahminleri havada uçuşur. 1-0, 0-0, 1-1 ve 2-1. Tahminde bulunanların çok büyük bir kısmı bu dört sıradan skordan birini seçer. Çok çok küçük bir kısmı ise; 4-3, 7-0, 5-5 gibi absürt sıra dışı skorlar atar. Bu tahminler aslında katılımcılar hakkında bize çok derin fikirler verir. Büyük yüzdelik dilimde olan skorların sahipleri; gerçekçi, riske girmeyen ve ortalama insanlardır. Hatta biraz daha abartırsak, koyun ve korkaktır büyük bir kısmı. Kaybetmekten korkarlar ve topluluk psikolojisi ile hareket ederler. Diğer kısım insanlar ise dikkat çekme peşinde, aşırı riske giren ve sıra dışı hayat görüşü olan şahıslardır. Her iki grup da skor tahminlerinde karakterlerinin gereğini yerine getirmişlerdir.

Diyelim maç 1-1 berabere bitti. Siz skoru bilen 153 insandan biri olursunuz. Kimse sizi hatırlamaz. Skoru bilmeniz size bir fayda sağlamaz. Kişisel tatmininiz 3-5 dakika sürer. Aynı zamanda kimse 7-0 diyen adamı da hatırlamaz. Aranızda 3-5 dakikalık bir tatmin farkı oluşur sadece.

Diyelim maç 7-0 bitti. Siz skoru bilen tek kişi oldunuz. Yıllar sonra bile bizim bir arkadaş vardı maç 7-0 biter dedi ve bildi şeklinde muhabbetlere konu olursunuz ve hatırlanırsınız. Kişisel tatmininiz 3-5 dakikadan fazla sürer. Aynı zamanda kimse 1-1 diyen adamı da hatırlamaz.

Ne oldu şimdi? Basit bir olayda dudağınızdan çıkan bir kelime ile karakteriniz üzerinde çok ciddi bir tüyo verdiniz. Abartmaya devam edersek aslında bu minicik olay sizin dünyaya bakış açınızı yansıtır.

Şimdi biraz da derine inelim. Boğulacağını düşünenler yukarıdaki paragraf sizin için yeter. Burada okumayı kesebilirsiniz.

Çoğu insan mutlu olmanın ve kaliteli bir yaşam sürmenin gerçek yaşam amacı olduğunu düşünür. Neye göre kaliteli ve ne kadar mutlu sorusunun cevabını ise herkes kendisine ve çevresine bakarak verir. Sularınız sığ ise bütün dünyayı böyle sanırsınız. En derin suyun sizin olduğu hissine kapılırsınız. Arkadaşlarınız, çevreniz, güldüğünüz şeyler, okuduğunuz kitaplar, izlediğiniz filmler, ilgi odaklarınız, beklentileriniz, sevgiliniz, eşiniz, kısacası sizin seçtiğiniz her şey sizde bir kalite algısı yaratır. Kendinizi dünyanın merkezinde zannedersiniz. Bütün doğruları sizin yaptığınızı düşünüp, size ters gelen her şeyi terk etme, çevrenizle kavga etme, bencillik, kin tutma vb. gibi kısacık ömrünüze gereksiz bakteriler sokarsınız. İtiraz edin bakalım şimdi! Evet! Ama az, ama çok bunları yaparsınız. Çok temiz bir insansanız pis ve dağınık olanları hor görürsünüz, çok dağınıksanız derli toplu olanların hayatı kaçırdığını düşünürsünüz. Sizden olmayana dile getirmeseniz bile dudak bükersiniz. Onları ruhunuzda yok sayarsınız. Siz sıradan bir 1-1’ci değilsiniz de nesiniz?

“Ben böyleyim!” diye karakterini kabullenmişler! Sizin skor tahmininiz maalesef 0-0.

Alışkanlık kötü bir şey midir? Dünyanın en kötü şeyidir 2-1’ciler! Alışkanlık 7-0’cılara göre dünyanın en güçlü silahıdır. İyi şeylere alışabilmeyi 1-0’cılardan beklememek gerekir. Sigara içmemeye de alışır insan! Sakin olmaya da! Agresif olmaya da! Affetmeye de! Soğuğa da! Sıcağa da! Terkedilmeye de! Terk etmeye de! Ölmeye de! Esrara da! Sen ne istiyorsan ona! Pardon 0-0’cılar sizin için mizaha döndü iş. Gece hayatına da! Bir anneyi her sabah kucaklamaya da! Peynir helvasına da, karnabahara da! Uçlarda olmaya da, ortalama olmaya da!

 

Hayatın sınırı yoktur. Hayat, çevremizden ibaret değildir. Yaşadım demenin, yaşıyorken öldüm demekten farkı yoktur.

Sonuç:

Basit tahmincilere göre hayatın kuralları vardır: Karakteri kişiyi yönetir!

Uçuk tahmincilere göre hayatın kuralı yoktur: Kişi, karakterini eğitir!

 

UD, 08.12.2011

Ek bilgiler